Gütersloh.. Almanya’nın ortalarında  yaklaşık 100 bin nüfuslu bir şehir. Bu yaz, ipek yolu kadar uzun olmasa da, Ankara’dan Almanya’nın bu güzel şehrine bir “keçe yolu” açıldı.

Temmuz ayının ilk iki haftasında, Danimarka, İngiltere, Polonya, Türkiye ve Almanya’dan sanatçılar, Gütersloh’da Platzbesetzung 2019 etkinliği kapsamında iki haftalık bir atölye çalışması  gerçekleştirdiler. Ürünler gerek üretim aşamasında gerek sonrasında halka sergilendi. Sergi eylül sonuna kadar Galerie Nirgül, Isselhorster-Kirchplatz 12, 33334 Gütersloh adresinde devam edecek.

Türkiye’den keçe ustası Oğuz Koç da katılımcılar arasındaydı. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanı sahibi sanatçı, faaliyet boyunca  keçe konusunda bilgiler verdi, uygulamalarla keçe yapımını tanıttı.

Peki keçe nedir? Keçenin sözlük anlamı; atkısız, çözgüsüz kumaştır diyor Oğuz Koç. Normal bir kumaşta, ya da örneğin halıda, yukarıdan aşağı geçen iplere atkı, yana doğru geçen iplere çözgü deniyor. Keçede böyle bir şey yok. Yün liflerinin adeta birbirine  kaynamasıyla oluşuyor. Bir rivayete göre, kökeni Nuh Peygamber zamanına kadar gidiyor. Nuh’un gemisinde, yere dökülen yünlerin üzerinde hayvanların gezmesi sonucu ortaya çıktığı söyleniyor.    

Keçe sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor. Adeta bir termos! Eskiden, Çin imparatorları yazları saraylarının bahçesine, Türk boylarından gördükleri keçe çadırlardan yaptırır, sıcaklarda orada vakit geçirirlermiş. Keçenin haşereleri uzaklaştırma özelliği de var. Çobanlarımızın kullandığı kepenek, sıcak ve soğuğa karşı korunak vazifesi görmekle kalmıyor, onların can güvenliğini de sağlıyor.   

Keçe yapmak hem kolay hem zor. Belli bir düzende bez ya da benzer bir yüzeye serilen ve desenler oluşturulan yün lifler, zeytinyağı sabunuyla hazırlanan sabunlu su serpilerek ıslatılıyor. Daha sonra rulo haline getiriliyor. Eskiden dut ağacına sarılarak hazırlanırmış. Sonra, defalarca açarak ve yeniden sarılarak eziliyor. Bu işleme tepeleme deniyor. Tepeleme işlemi, keçenin büyüklüğüne göre ayaklarla ezerek veya elle bastırarak yapılabiliyor. Sonra da sıcak suyla yıkanarak bir nevi pişiriliyor. Eskiden bu işlem hamamlarda yapılırmış. Örneğin, Urfa’da bir Keçeci Hamamı var. Evliya Çelebi de seyahatnamesinde bu hamamdan bahsediyor.  

Bana yepyeni bir dünyanın kapılarını açtı diyor Oğuz Koç. Ama her şeyden çok da sabrı öğretti. Eh, aşk sabır istiyor.   Oğuz Koç’un çalışmalarını anlatan Keçe Aşkı belgeseli, MEB Yaşam Boyu Öğrenim Kısa Film yarışmasında finale kaldı. Keçenin nasıl yapıldığını ve örnek eserleri görmek için, aşağıdaki kısa belgesel filmi izleyebilirsiniz.  

 

Bir yandan yaşayanlar şehirlerinden ilham alıyor, bir yandan şehirler yaşayanlarıyla şekilleniyor. Şehirler arası etkinlikler ise bu enerjileri birleştirerek sinerji yaratıyor.

 

Haber: Yüksel Çilingir / Brüksel

Facebook Yorumları