Vize konusu, uluslararası ziyaretlerde en çok başımızı ağrıtan konulardan biri. Bir belediyenin kardeş şehrini ziyaret etmesi için bazen haftalarca uğraşması gerekebiliyor.
Avrupa Parlamentosundan yayınlanan Türkiye Raporu programında, Türkiye’nin uzun suredir ilgilendiği bir konu olan vize serbestisi konuşuldu. Bir yandan köprüleri kurarken bir yandan da engelleri kaldırmak gerekiyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Kati Piri’nin ilk cümlesi şu oldu:
“Öncelikle burada şunu söyleyeyim. Eğer bu benim elimde olsaydı; Türk halkı için vizesiz seyahat uzun zaman önceden beri olmalıydı diye düşünüyorum”
Programın yapımcı ve sunucusu Kenan Erer, vize konusunun Türkler için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu, onca beklentiden sonra, tabir yerindeyse kalplerimizin de kırıldığını söylüyor. Ancak anladığımız kadarıyla hala yerine getirilmesi gereken kriterler var.
Avrupa Birliği’nin, herhangi bir ülkeyle arasında vize serbestisi sağlamak için 72 teknik kriteri var. Bu bütün Avrupa Birliği ülkeleri ve şu anda vize serbestisi olan ülkeler tarafından karşılanmış durumda. En son güncellemeye baktığımızda, Türkiye’nin karşılaması gereken 7 kriter kalmış. Bu konuda hala yapılması gereken işler var diyor Kati Piri, ama ekliyor: “Bu teknik kriterlerde takılı kalsak bile, belki de bazı Avrupa ülkelerinin öğrenciler için, iş adamları için, daha kolay seyahat edebilmelerini mümkün kılmak adına bazı vize kriterlerini gevşetmeleri iyi olacaktır. En önemli şeyin insanlar arası iletişim olduğunu düşünüyorum.”
Aslında vize serbestisi görüşmeleri başladığında, 2,5 yıl önce 72 kriterin yarısı zaten karşılanmaktaydı. Bu sürede hepsini karşılamak için de çok çaba sarf edildi. Avrupa Birliği de bunu onaylıyor.
Kenan Erer, vize serbestisi konusunun Suriyeli mülteci krizi ile ilgili olup olmadığın soruyor. Zira psikolojik nedenler önemli. Ayrıca, vize ve mülteci konuları zamanında pazarlık konusu da olmuştu. Ancak, bu arada, mültecilerle ilgili en iyi işbirliği yapan ve durumu en iyi yöneten ülkenin Türkiye olduğunu da hatırlatalım. AB bunu biliyor ve ifade ediyor, hatta örnek gösteriyor. Hatta, bugüne kadar pek çok Avrupa ülkesi, tabir yerindeyse bu konuda yan çizdi, çizmeye devam ediyor.
Kati Piri, mülteci krizinin en azından parlamentoda etkin bir psikolojik faktör olmadığını söylüyor. En azından Gürcistan ve Ukrayna için, vize serbestisi mülteci krizinden sonra başladı.
Ancak hem Türkiye’de hem Avrupa’da halk arasında yanlış anlamalar olduğunu göz ardı etmiyor Kati Piri: “Vize serbestisi Avrupa Birliği içinde 90 gün serbestçe seyahat etmek ve geri dönmek demektir. Hollanda’da veya başka Avrupa Birliği ülkelerinde insanlar vize serbestisini şöyle sandılar; tıpkı diğer Avrupa Birliği vatandaşları gibi insanlar gelebilecek ve ülkelerimizde çalışabilecek… Vize serbestisinin anlamı bu değil. Bizler Avrupa Birliği politikacıları olarak görevimizi daha iyi yaparak vatandaşlarımıza vize serbestisinin ne olduğunu anlatmalıyız.”
Avrupa Birliği ve Türkiye arasında pek çok iş bağlantısı var, karşılıklı eğitim programları var.. En önemlisi, gurbet-sıla ilişkimiz var; serbestçe ziyaret etmek isteyeceğimiz insanlarımız var. Erişim kolaylaştıkça, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin birbirini daha iyi anlaması ve kurumlar arası daha yakın ilişkiler kurması mümkün olacaktır.
Facebook Yorumları