Ana SayfaDergi HaberKentsel Erişilebilirlik

Kentsel Erişilebilirlik

Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Zirvesi Kentsel Erişilebilirlik Oturumu

Hazırlayan ve sunan Erengül Bilenser

Güzel Bir Türkiye Proje Sahibi Erengül Bilenser
Güzel Bir Türkiye Proje Sahibi Erengül Bilenser

Erişilebilirlik binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim   teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olması…Ancak her şey tanımdan ibaret değil. Engelliler yaşamın her alanında hâlâ sorunlar yaşıyor, birçok hizmete erişemiyor. Peki kentlerimiz engelliler için ne kadar erişilebilir? Özelkalem Yerel Yönetim Zirvesinin 3. oturumunda Kentsel Erişilebilirlik konuşuldu. Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu’nun moderatörlüğündeki oturuma Prof. Dr. Meltem Yılmaz, Dr. Deniz Çağlayan Gümüş, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve Erişilebilirlik Uzmanı Adem Kuyumcu katıldı.

Prof. Dr. Neslihan Dostoglu
Moderatör | Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu

Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu; ‘Evrensel tasarım kavramı çok önemli’

 Evrensel tasarım, tüm ürünlerin ve çevrelerin yaş, beceri ve durum farkı gözetmeksizin pek çok kişi tarafından kullanılmasını olanaklı kılan bir tasarım…’

 Hem dünyada hem ülkemizde yaş ortalaması, ömür ortalaması giderek artıyor. Ancak son zamanlarda pandemi süreçleri nedeniyle bu oranlarda biraz düşüş yaşandı. Oturumun moderatörü Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu da bu duruma dikkat çekerek açıyor oturumu: “İnsan ömründeki artış ki bugün için kıyaslama yapmak gerekirse 20. yüzyılın başlarında ortalama insan ömrü 47 yıl iken günümüzde bu ortalama 76 yılına ulaşmış durumda. Hatta Türkiye’de 78.6 olarak belirtiliyor. Ömür arttıkça engelli bireylerin sayısı da artıyor. Çünkü yaşlar ilerledikçe çeşitli ortamları kullanamama sorunları daha da artmaya başlıyor. Burada savaşların rolünü ve tıbbi gelişmelerin de önemini vurgulamak istiyorum. 20. yüzyılda iki büyük savaş yaşandı. Çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini biliyoruz. Fiziksel ortamların, şehirlerin yok olduğunu biliyoruz. Pek çok insan da bu savaşlarda engelli olarak, belli bir uvzunu kaybederek hayatını sürdürmek zorunda kaldı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hem Birleşmiş Milletler’in kurulduğunu hem UNESCO’nun kurulduğunu biliyoruz. Özellikle UNESCO insanların savaş yoluyla değil de kültürle, bilimle, eğitimle önlerine bakmasını ve bu şekilde hayatlarını sürdürmesini beklediğini ifade eder. Zaten UNESCO da bu kavramların baş harflerinden oluşan bir kelimedir. Günümüze baktığımızda maalesef savaşların bitmediğini hatta çok yakında Avrupa’nın ortasında bir savaşın devam etmekte olduğunu ondan önce 2011’den bu yana ülkemizi de çok yakından ilgilendiren Suriye’de; ondan önce Irak’ta, Asya’da, Afrika’da savaşların sürdüğünü görebiliyoruz.”

Dünyanın yüzde 15’i engelli

Daha önceleri tıpta yeteri kadar gelişme olmadığı içinde bu tür sorunları olan insanların hayatlarını uzun süre sürdüremediklerini de söylüyor Dostoğlu: “Ama günümüzde tıpta da çok büyük ilerlemeler olduğu için dünyada ‘normallerin’ dışında çok sayıda insanın olduğunu da biliyoruz. Bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli nedenlerle kaybetmiş bu insanların birtakım yardımcı alet ve cihazlarla eksikliklerini gidermeleri mümkün olabiliyor. OECD, AB ve Türkiye verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i engelli bireylerden oluşuyor. Dünyada eğer 1 milyar engelli varsa bu en büyük ‘azınlık’ olarak tanımlanıyor. Türkiye’de de güncel sayıların eksik olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü çok farklı rakamlar var. Yüzde 7’lerden yaklaşık yüzde 13’lere kadar varan rakamlar telaffuz ediliyor. Ancak bunun bir problem olduğunu, bu problemin de mutlaka çözülmesi gerektiğini ifade etmek zorundayız. Çünkü sadece engelli birey değil onların yakınları da bu konuyla ilgili sıkıntı yaşayabiliyorlar.” Evrensel tasarım kavramının çok önemli olduğunu söylüyor Dostoğlu ve şöyle devam ediyor: “Evrensel tasarım kavramının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kavram tüm ürünlerin ve çevrelerin yaş, beceri ve durum farkı gözetmeksizin pek çok kişi tarafından kullanılmasını olanaklı kılan, bütünleşme sağlayan bir tasarım yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşıma göre inşa edilen çevrelerde aslında adaptasyona gerek duyulmadan tüm insanların katılımını sağlamış oluyoruz. “

Prof .Dr. Meltem Yılmaz
Prof .Dr. Meltem Yılmaz

Prof. Dr. Meltem Yılmaz; ‘Kimseyi dışlamadan tasarım yapmalıyız’

 

“Mimarlık ve tasarım alanlarında genellikle hep tasarıma odaklanılır. Ama bu tasarımı kimin kullanacağına odaklanılmaz. Kimseyi dışlamadan tasarım yapmakta zorunluyuz.”

 

Kentler için belki de en önemli konulardan biri ulaşım. Dünya nüfusunun yüzde 50’den fazlası kentlerde yaşıyor ve bu oran da giderek artıyor. Kentlerde hem yaya olarak hem de taşıt aracı ile sağlıklı ve güvenli bir şekilde bir yerden bir yere gidebilmek büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Meltem Yılmaz da “Kimimizin boyu uzun, kimimiz kiloluyuz, kimimizin ayağı aksıyor, kimimiz tekerlekli sandalye kullanıyoruz, kimimiz görmüyoruz. Dolayısıyla biz insanı belli bir standarda sokmaya çalışırsak tasarımlarımızda katı davranmış oluruz.” diyor. “20. yüzyılda ortalama bir insan standardı oluşturulmuş ve mimarlar, tasarımcılar o ölçülere uyarak tamamen genç, dinamik kişilere göre kentleri ve yapıları tasarlamışlar.” diyor Yılmaz ve “Ama bazı fiziksel veya zihinsel sorun yaşayan insanlar nasıl ulaşabilecek?” diye soruyor ve devam ediyor: “Çok bu dert edilmemiş. Günümüze gelindiğinde artık görüyoruz ki kentlerimizde belli bir bilinç seviyesine ulaşıldı. Hem yasaların oluşturulmasıyla, kurumların bu işe el atmasıyla gerçekten bir farkındalık gözlemliyoruz. Yerel yönetim seviyesinde de kentlerimizde bunu biraz hissettik. Ama yeterli mi, değil. Bir kere önce tasarımcıların biraz esnek bakmak lazım. Tam olarak sağlıklı, ortalama insan standardının dışında konuları ele almak lazım.”

Engeli olmayan yollar şart

 Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde bir master dersinde sokakları incelediklerini söylüyor Yılmaz “Bir öğrencimiz ‘ben sokakları gözlemledim. Engelli bireylerin çok sıkıntı çektiğini gördüm. O yüzden onlara yönelik araştırma yapmak istiyorum’ dedi. Ben de ‘tamam hep birlikte bakalım’ dedim. Kampüsümüzdeki engelli öğrencilerimize ulaşarak bu projeyi geliştirdik. Tekerlekli sandalye kullanan bir öğrencimiz ‘Ben aslında sınıf öğretmenliği bölümünü istiyordum. Ama bu bölüm üçüncü katta. Ve orada da asansör yok. O kata ulaşamayacağım için zemin kattaki bölümlere bakıp tercih belirledim’ dedi. Biz bundan çok etkilenmiştik. Kapsayıcı tasarımın önemini vurgulamaya karar verdik. Mimarlık ve tasarım alanlarında genellikle hep tasarıma odaklanılır. Ama bu tasarımı kimin kullanacağına odaklanılmaz. Toplumumuz da bu noktada değil. Bazı insanları dışlıyoruz hem de bunu alenen yapıyoruz. Hiç kimseyi dışlamadan tasarım yapmakta zorunluyuz. Avrupa Kentsel Şartı 1992 yılında Avrupa Konseyi tarafından yayınlandı ve yerel yönetimlerin imzasına açıldı. Bu şartta ideal kent kentli haklarının korunduğu, yaşam koşullarının iyileştirildiği, kullanıcılardan alınan dönüşlerle birçok sektör ve kimliği bir arada, uyum içinde barındıran yaşam yeri olarak tanımlanıyor. Ulaşılabilir yol bir noktadan kamusal alana doğru sürekliliği olan ve hiçbir şekilde engeli olmayan yol demektir. Bu yol herhangi bir seviye farkı, merdiven, basamak veya yürüyen merdiven içermez. Genellikle biz yollarımızda ve iç mekanlarımızda bazen tek basamakla karşılaşırız. Bu herkes için çok tehlikeli. “

DR. DENIZ CAGLAYAN GUMUS
DR. DENIZ CAGLAYAN GUMUS

Dr. Deniz Çağlayan Gümüş; ‘Erişilebilirlik temel bir haktır’

“Erişilebilirlik temel bir hak. Ancak diğer hakların kullanılması için de olmazsa olmaz bir gerekliliktir.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Erişilebilirlik Daire Başkanı Dr. Deniz Çağlayan Gümüş de “Erişilebilirlik temel bir hak. Ancak diğer hakların kullanılması için de olmazsa olmaz bir gereklilik.” diyerek sözlerine başlıyor ve “Erişilebilirlik sağlanmazsa toplumsal yaşamda herkese sunulan tüm hizmetlere erişmek, bunları kullanmak mümkün olmaz. Evrensel tasarımın kentsel uygulamalara yansıması ve kodların bir bütünü olan erişilebilirlik olmazsa olmaz bir gereklilik.” diyor. Erişilebilirliğin herkesin istediği her yere ve hizmete bağımsız ve güvenli olarak ulaşabilmesi ve bunları kullanabilmesi olduğunu söylüyor Gümüş ve şöyle devam ediyor: “Herkesin diyoruz çünkü erişilebilirlik sadece engelliler için değil yaşlılar, hamileliler, bebek arabalılar, çocuklar, çok uzun, çok kilolu kişiler; geçici engeli bulunan kişiler için tüm ortamlarda gereklilik. Herkes için konforlu bir yaşam demek. Bu anlamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak ülkemizdeki erişilebilirlik konusunda çalışmaları yürüten kurumuz. Ülkemizdeki erişilebilirlikle ilgili uygulanması gereken mevzuatları hem politik düzeyde hem de uygulama kriterleri ölçüleri anlamında belirleyen birimiz. Buradan hareketle biz öncelikle imar mevzuatında, engelliler hakkında kanunda erişilebilirlikle ilgili çeşitli tedbirler aldık. Bu noktada elbette özellikle kullanıcıların taleplerini alıp bunları da bu çalışmalara entegre ediyoruz. Gerek imar kanunu gerekse imar kanunun altındaki yönetmeliklerde bugün erişilebilirlik yer alıyor. Bu düzenlemeler büyük oranda erişilebilirlik şartlarını baz alan düzenlemeler. Erişilebilirlik standartları 5378 sayılı kanunla TS tarafından yayımlanmış standartlar olarak tarif edilmiş durumda. Bu standartları baz alarak ancak mevcut yapılı çevredeki dönüşümü şekillendirmek; bu yapılı çevrenin amacıyla hazırlanan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Formları da yine alanda özellikle yerel yönetimlerimiz, tüm kurumların ve tasarımcıların bulunması gereken ölçüleri belirleyen bir doküman.”

Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonlarının sürekli olarak yapılı çevreye ve toplu taşıma araçlarına ilişkin denetlemelerini sürdürdüğünü söylüyor Gümüş ve “Bu denetimler program kapsamında devam etmekle birlikte aynı zamanda vatandaşlarımız tarafından bir şikayet olması halinde de orada da yapılıyor. Farkındalık bilgi, bilinç düzeyinin arttırılmasıyla ilgili de çalışmalarımız var. Örneğin ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik erişilebilirlik temalı yarışmalar açtık. Duyurular Milli Eğitim aracılığıyla yapıldı. Onların erişilebilirlik konusunda daha bilinçli nesiller olarak yetişmesini hedefliyoruz. 2020 yılında erişilebilirlik ödüllerini düzenlemiştik. Geçen yıl belediyelerimizle de 32 adet erişilebilirlik atölyeleri, kaldırımlar çalışması yürüttük. Bu yıl kaldırımlarla ilgili çalışmaları sürdürmekle birlikte yaya geçitleriyle ilgili çalışmalar yapıyoruz.” diyor.

Avcılar Belediye Başkanı Av. Turan Hançerli
Avcılar Belediye Başkanı  Av.Turan Hançerli
Avcılar Belediye Başkanı Av. Turan Hançerli; ‘Erişilebilirlik için bir seferberlik olmalı’

“Bir seferberlik olmalı. Bu sadece belediyelere bırakılacak ve finansmanını sadece belediyelerin yapabilmesini bekleyeceğimiz konu değil.”

Avcılar’ın engelli belediye başkanı Turan Hançerli de “Yıllardır fark edilmeyen, dikkate alınmayan engelliler, yaşlılar, çocuklar erişilebilirlik sorunuyla karşı karşıya kalmışlar. Dolayısıyla bir düzeltme, iyileştirme ihtiyacı ortaya çıkmış. Burada sanki erişilebilirlik sorunu bazı insanların özel ihtiyacı nedeniyle yapılması gereken düzenlemeler gibi algılanıyor. Bu doğru değil. İnsanların özel ihtiyaçları nedeniyle değil, insanların dikkate alınmamış olması, yapılan işler nedeniyle böyle bir sorun ortaya çıkıyor.” diyerek sözlerine başlıyor.

2005 yılının erişilebilirlik bakımından önemli bir tarih olduğunu söylüyor Hançerli: “Engelliler hakkında kanunun özellikle vurgu yaptığı ve en yoğun bir şekilde maddeler içeren bir hükümdü. 7 yıllık bir süre öngörülmüştü. 2012 yılı itibariyle en azından kamusal hizmet alanlarının erişilebilirliliği sağlanması öngörülmüştü. Yıl 2022 hâlâ erişilebilirlik konuşuyoruz, ciddi sorunlarımız var. Avcılar’da bunun zorluğunu yaşıyorum. Geçmişte yapılan tüm üretimler var, hatta bazı üretimler var ki telafisi imkansız. Yaya yolunun üzerine ağaçlar dikilmiş. Yaya yolları olması gereken standartta değil. Bunları söylemiş olmak çözüm olmadığı anlamına da gelmiyor. Ama yolumuzun uzun, meşakkatli ve zor olduğunu bilmemiz gerekir. Yeni yaptığımız tüm alanlarda erişilebilirlik standartlarına uygun üretimler yapıyoruz. Yerleşmiş kent olması nedeniyle zorluklar yaşanıyor. Erişilebilirlik haklardan yararlanmanın, temel insan haklarını kullanmanın ön şartı. Bu düşünceyle daha ciddi ve özel bir çalışma yapmak suretiyle çözümler üretmek istiyoruz. Özellikle erişilebilirlik denetim komisyonları işlevsel değil, işlevsel olma ihtimali de yok. Mevcut yasal düzenleme Çünkü dev kentlerde oluşturulmuş profesyonel olmayan komisyonlardı. Tabi ki komisyonlar nitelik açısından profesyonel, bilgi açısından profesyonel. Kastettiğim profesyonellik 7/24 işi bu olan insanlar olmamaları. Dört bir yanda görevli mevcut kolluk kuvvetlerine yetki verilmeli. Kolluk kuvvetlerinin eğitimi ve sivil toplumla ya da bu konuda uzman insanlarla iletişim halinde bulunması şartıyla erişilebilirlik problemi olan alanların tespitini ve tespit sonrasında da aslında çözümünü üretebiliriz.”

Sadece belediyelere bırakılmamalı

 Geçmişten bir örnek de veriyor Hançerli ve şunları söylüyor: “2006 yılında yasa çıktı ve bazı çalışmalar yapıyoruz sivil toplumdan arkadaşlarla. Bir arkadaşım oğlunun yeni doğduğunu ve dolayısıyla bu 7 yıllık süre sonrasında erişilebilir parklar inşa edileceğini ve oğluyla parka gidebileceğini hayal etmişti. Bu umut, 7 yıllık sürenin geçmesine olanak sunmuştu. Fakat yıllar geçti park erişilebilir olmadı. Burada bir baba evladıyla parkta oynayamama sorunuyla karşı karşıya kaldı. Erişilebilirliğin sağlanması bir zaman alacak. Bu bir seferberlik olmalı. Bu sadece belediyelere bırakılacak ve finansmanını sadece belediyelerin yapabilmesini bekleyeceğimiz konu değil. Güçlü ve merkezden belirlenen bir desteğin, planın yapılması gerek.”

ADEM KUYUMCU
Erişilebilirlik Uzmanı Adem Kuyumcu

Adem Kuyumcu; ‘Yöneticiler bu konuda irade kullanmalı’

“Her belediye başkanı ‘ben görevde olduğum sürece erişilebilirlik mevzuatına uygun şeyler yapacağım’ demeli. Yöneticiler bu konuda irade kullanmazsa alttakiler uygulamıyor.”

Erişilebilirlik Uzmanı Adem Kuyumcu da gittikleri belediyelerden birinde yaşadıklarını anlatarak söze giriyor: “Belediyelere gittiğimiz zaman genelde defans durumu var. ‘Biz engelli bir arkadaşın yönlendirmesiyle bu uygulamayı yaptık’ deniliyor. Ama erişilebilirlik bireyin kendi deneyiminden yola çıkarak uygulanacak bir şey değil. Uzun yıllarca çalışılmış bir mevzuat ve standartları da var. Bu nedenle bireysel deneyimlerden yola çıkarak uygulanmasın dediğimizde bir sürü engelle karşılaşıyoruz. Bu işin bir uzmanlığı da olmalı. Belki böyle çözebiliriz ve belediyeler defansı ortadan kaldırırlar diye düşündük. Çalışmaların ardından bir erişilebilirlik sertifika programı oldu. Buradan sertifika almış arkadaşlar da sahada çalışmalar yürütüyor. En azından bunun hazırlanmış mevzuatın sokağa yansıması olarak görmemiz gerekiyor. Böyle bir dayanağımız olursa, üniversiteleri buralara ne kadar çok dahil edersek geleceği de kurtarmış olacağız. Sadece Aile Bakanlığı’nda erişilebilirlik dairesinin mücadelesinin yetmediğini yıllardır görüyoruz. Aile Bakanlığı’nın koordinatörlüğü de bazı yerlerde eksik kalıyor. Mesela bu durum mimari açısı nedeniyle Çevre Bakanlığı’nı da ilgilendiriyor. Sonra diğer bakanlıkların kamu binalarını yaparken dikkat etmeleri gereken bir konu. Ama maalesef 2005 yılından bu yana yönetmelikler yazılıyor ama uygulamaya dönmüyor bunlar. Uygulamaya döndüremediğimiz noktalarda da bizim karşılaştığımız en büyük sorun konunun lütuf gibi sunuluyor olması. Yani ‘engelliler içinmiş’ gibi sunuluyor olması. Oysa erişilebilirlik hamilelikten, çocukluğa, engellilik durumundan yaşlılığa kadar herkesi kapsayan bir tasarım.”

Olmayan tek şey uygulama

Uygulayıcıların konuya eğer bu şekilde yaklaşırsa daha hızlı yol alabileceklerini söylüyor Kuyumcu: “Erişilebilirlik kılavuzumuz var, erişilebilirlik izleme ve denetleme formlarımız var. Olmayan tek şey uygulama. Uygulama için de mutlaka izleme ve denetleme komisyonlarının aktif hale getirilip tespit edilen erişilebilirlik sorunlarını uygulayıcısına ceza kesmeli. Ceza belki sorunu çözmeyebilir gibi bir yaklaşım olabilir ama belki de çözüm olabilir. Çünkü bunu yapan kamu görevi yapıyor. 2015 yılında süreler bittikten sonra birçok belediyeye erişilebilirlikle ilgili suç duyurularında bulunduk delillerle birlikte. Kanun var, standart var, mevzuat var ama uygulanmıyor dedik. O zamanki Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu bakanlık savcılara delilleri sunmamıza rağmen soruşturma izni vermedi. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere bu durumun bir an önce ortadan kaldırılması lazım. Belediyeye gidiyoruz bana ‘hocam devlet zaten bize ceza kesmez, ben yapayım benden sonraki düzeltsin’ diyorlar. Böyle bir anlayışı ortadan kaldırmalıyız. En azından her belediye başkanı kendine bir milat belirlemeli ve ‘ben görevde olduğum sürece erişilebilirlik mevzuatına uygun şeyler yapacağım’ demeli, bu sözünü de yansıtmalı. Yöneticiler bu konuda irade kullanmazsa alttakiler uygulamıyor.

Katkıları için ZK Engelli Erişim’e teşekkürü bir borç biliyoruz.

►İzlemek için Kentsel Erişilebilirlik Oturumu

Özelkalem Türkiye’nin Yerel Yönetim Ağı

►İzle Türkiye!  ►Abone ol

BENZER HABERLER

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu yazınız
Adınızı giriniz

En popüler Haberler

Son Yorumlar

Abdullah ŞENER on Kent yazıncısı olmak
Abdullah sahlebci on Origami ile kağıttan mucizeler