İnsan nesli binlerce yıldır göçüyor. Her gittiği yere yanında alışkanlıklarını, gelenek ve göreneklerini götürüyor. Sonra onlara yenisini ekliyor.
Çok kültürlü olmak, yüzyıllardır oluşagelen geleneklerimizi, kökenlerimizi unutmayı gerektirmiyor. Akışkan dünyada, göçlerin artık bir nevi tsunami gibi gerçekleştiği günümüzde, bir arada bir çok kavramın yaşayabilmesi gerekiyor. Ülkelerin ve halkların buna hazırlıklı olması gerekiyor. Önce kafa olarak, sonra altyapı geliştirerek… Türkiye’de bugün bile bir çok farklı kültür yok mu?
Biz de azlı-çoklu 184 farklı milletin yaşadığı Brüksel için, yeni oluşum CHANGE BRUSSELS partisinin yerel seçim kampanya açılışında, Ulaştırma ve Sosyal İşler’den sorumlu Bakan Pascal Smet‘e bunları sorduk.
Visitant: CHANGE BRUSSELS nedir? Yeterince değişmediğini mi düşünüyorsunuz? Tam da bunu değiştirecek bir konumdaydınız…
 
Bakan: Şehirde yeni hareketlerin olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu hareket Flaman Sosyal Demokratlar (*) tarafından da destekleniyor. Ancak bu hareketin içinde daha önce aktif olarak siyaset yapmayan pek çok insan var. Ve şehri değiştirmeye oldukça hazırlar. Brüksel bir şehir olarak pek çok fırsata sahip. Her zaman görünmeyen veya her zaman değerlendirilmeyen… Bunun farklı alt yapıya sahip bütün bu insanlarla birlikte büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bir çok uluslararası alt yapıyla… Birlikte Brüksel’i daha iyi bir şehir haline getirmek için…
 
Visitant: Brüksel’in tam merkezinde pek çok inşaat faaliyeti sürüyor. Bunun toplum üzerinde etkileri olacağını düşünüyor musunuz?
 
Bakan:  Elbette… İnsanların birlikte yaşadığı, ekonomik faaliyetlerin olduğu, turistlerin geldiği… Temel olarak; daha az arabanın olduğu, insanların toplandığı, yaşamak için geldiği bir yerde ekonomik fırsatlar da olacaktır.
 
Visitant: Daha fazla entegrasyon adına içerideki değişiklikler nelerdir? İki kültür arasında aşamadıkları ince bir çizgi var…
 
Bakan: İnsanların kökenlerini ve geçmişlerini unutmamaları gerektiğini düşünüyorum. İnsanların bunu tanımasının, hatta paylaşmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak insanlar başka bir ülkede yaşıyorsa, orası artık yabancı bir ülke değil, kendi ülkeleridir. Ayrıca her zaman şunu da söylemek istiyorum ki, insanlar Türk Brükselli, Türk Belçikalı veya Hollandalı Belçikalı olabilir. Yani Belçika bizim ikinci adımız, Brüksel bizim ikinci adımız, fakat kökenlerimiz bizim birinci adımız, bizi bir diğerinden ayıran şeydir. Öte yandan, fazlasıyla ortak şeyimiz var. Dolayısıyla farklı insanlar, örneğin Türk alt yapısına sahip insanlar; bizlerle kökenlerinizi paylaşın, ama Belçika’da yaşadığınızı unutmayın. Ana vatanınız burasıdır. Dolayısıyla geleceğinizi burada inşa edin ve kökenlerinizi bizimle paylaşın. Hayata böyle bakmaları gerekiyor. Ve güzel olan şu ki CHANGE BRUSSELS listesinde farklı alt yapıdan ve çalışmaya hazır pek çok kişi var. Tam da bu şehir için ideal olan şey…
Benim kültürüm demeden önce kültür kavramına saygı duymak gerekiyor.  Böylelikle herkesin kültürünü anlamak daha kolay olacaktır.
Haber: Fabrique A – Brüksel
Facebook Yorumları