Ana SayfaBelediye BaşkanlarıEskişehir'in Yılmaz Hocası iyi ki var

Eskişehir’in Yılmaz Hocası iyi ki var

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen | Erengül Bilenser
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen | Erengül Bilenser | Eskişehir’in Yılmaz Hocası iyi ki var

Eskişehir’in kenti güzel yapan kente değer katan Yılmaz Hocası iyi ki var…

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, siyasetten spora geçmişle günümüzün önemli kişiliklerini bir araya getiriyor

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in, Eskişehir’e kazandırdığı sayısız eserden biri ve dünyanın pek çok ülkesinde bulunan Londra’daki Madam Tussaud benzeri müzelerin Türkiye’deki ilk örneği olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. 19 Mayıs 2013 tarihinde açılan müzede, Büyük Önderimiz Atatürk’ün çeşitli dönemlerini yansıtan heykelleri, Atatürk’ün ailesinin ve yakın çevresinin yanı sıra yerli ve yabancı devlet adamlarının, sanatçıların, medya mensuplarının ve sporcuların canlı hissi veren heykelleri, farklı dekorlar önünde sergileniyor.

Özelkalem Dergisi İmtiyaz Sahibi Erengül Bilenser, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ile Balmumu Heykeller Müzesi ve kent estetiği ile heykeller üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

“Eskişehir’in Yılmaz Hocası İyi ki var”

‘Balmumu heykel’ merakı ve müze fikri sizde nasıl oluştu?

Benim heykeltıraşlığım falan yok biliyorsunuz. Aslında heykel sanatına ben, doçentlik sınavından sonra başladım. Çok yorulmuştum doçentlik sınavına hazırlanırken ve doktorlar sürmenaj teşhisi koydular bana. Ve dediler ki; “İlaç milaç alma, balık tut. Dinlen, dinlenmeye ihtiyacın var.” Ondan evvel de asistanken birkaç kez Londra’ya gitmiştim. Londra’da Madam Tussaud Müzesi’ni her ziyaret ettiğimde Atatürk’e benzemeyen bir heykelin orada “Atatürk” diye fiziki olarak yanlış tanıtıldığını görünce, her seferinde Büyükelçilik’e giderdim ve derdim ki; “Bu heykeli değiştirtin. Bir Türk vatandaşı, bir akademisyen olarak rica ediyorum sizden. Verin parasını neyse doğru dürüst Atatürk’e benzer bir heykel yaptırın.” Bana da Sefaret’ten söylenen şey şuydu hep; “Her gelen bu konuda şikâyet ediyor. Biz de Madam Tussaud’a rica ediyoruz değiştirin bu heykeli. Onlar da ‘Değiştirmeyiz, Mustafa Kemal bizim için bu.’ diye cevap veriyorlar.” derlerdi.

“Türkler bunu yapamaz” sözü beni irite ediyor

Türkiye’ye döndükten sonra da tanıdığım birkaç heykeltıraşa “Siz yapın, Atatürk’ün balmumundan canlıymış hissini veren bir heykelini. Türk sanatçıları yapsın. Size yakışır.” derdim. Onlar da bana; “Biz bu işi yapamayız. Heykel sanatı o değildir. Heykeli yapılan kişi hakkındaki düşüncelerini de sanat eserine yansıtılabilmeli sanatçı. O mankenciliktir.” derlerdi. Bu da beni son derece rahatsız ederdi. Benim bir huyum var; birisi bana eğer “Bu Türkiye’de yapılamaz. Türkler bunu yapamaz.” gibi sözler söylerse ben irite oluyorum hemen. Sonradan fark ettim bu huyumu da. Her işi bırakırım, o yapılmaz denilen işin yapılabileceğini, hiç olmazsa başlanabileceğini göstermek için uğraşırım. Nitekim Atatürk’ün balmumu heykeli meselesi de böyle ortaya çıktı.

Şadi Çalık’tan ders aldım

Sonra o sürmenaj teşhisinin ardından bana doktorlar, “Balık tut.” diye tavsiyede bulununca başka bir meşgale ile uğraşmak istedim. Akademi Başkanı idim. Başkanlığım sırasında rahmetli Heykeltıraş Şadi Çalık’a şimdiki kampüsün yapılan ilk binasının önüne bir Atatürk heykeli yapması rica edilmiş. Ben de oturan ve bir eli bir kitabın sayfaları arasında duran bir Atatürk heykeli istedim. Ancak hocanın bulduğu finansman kaynağı heykelin mermer kaidesi için yetmedi. Para yetmeyince dedim ki; “Hocam siz heykelin sadece bronz kısmını yapın, kaidesini öğrencilerle beraber ben yapayım.” Öğrencilerimi topladım, çimento, taş aldık. Mermer yerine daha ucuz olan traverten kestirdik. O anıt öyle ortaya çıktı. Bugün halâ üniversitenin içerisindeki anıttır. Anadolu Üniversitesi’nde ilk Atatürk Anıtı odur. O ilk binanın girişinde sağ tarafta tuğladan yapılmış bir duvar vardı. Para bulup sıvayamamışlar, çıplak tuğla olarak bırakmışlar. Oraya rölyef gibi bir şey yapmak istediğimi söyledim. Atatürk’ü temsil eden akademik cüppesiyle şalı omuzunda, karşısında bir kız ve erkek öğrenciye bir şeyler anlatırken tasvir eden bir rölyef. Arka planda da tarım, sanayiyi anlatan çeşitli figürler. Alçıyla yapabilirdim ancak onu. Alçıyla yapmaya başladım ama bir türlü alçıyı doğru düzgün kullanamıyorum. Çok çabuk donuyor. Bu sefer kesi ve çekiçle yontmaya çalışıyorum. Şadi Bey bunu gördü. “Bu ne?” dedi. “Hocam bir türlü beceremiyorum. Çok çabuk donuyor alçı.” dedim. “Ben 3-5 gün daha buradayım. Heykeli kaideye yerleştireceğim. Sen bir plastik leğen, bir torba alçı, bir maşrapa ve bir mala bul. Sana ben ders vereyim.” dedi. Ve bana alçı karmayı öğretmekten başladı işe. Ondan sonra ben o rölyefi tamamladım. Sonra “Heykel yapabilir miyim?” diye düşündüm. İlk Yunus Emre heykeli yaptım ayakta duran. Sinema ve konferans salonunun fuayesine yerleştirdim. Sonra kendime dedim ki; “Sen akademisyensin, bir de dinlendirici bir tarafı da var bu işin.” Sonra alçıyı bırakıp plastik hamuruna geçtik. Kilden kalıplar alıp onlardan dökmeye başladık. Ama genel bilgilerle yapıyorum bunları. Sonra bunu öğrenmek istedim. Ne kadar İngilizce yazılmış heykel yapımı ve teknolojisine ait kitap varsa İngiltere’den onları getirttim ve başladım onları okumaya. Ve işi ilerlettim. Dedim ki; “Artık balmumu heykele başlayabilirim.” Bu arada birkaç kez daha Madam Tussaud Müzesi’ne gittim; oradaki diğer heykelleri incelemek için. Ve başladım balmumu denemelerine. Kalıp alıp balmumu döküyorum fakat bir müddet sonra balmumu küçülüyor. Balmumu ismi de biraz yanlış, çok aldatıcı bir isimdir o. Aslında gerçek balmumu, arı kovanlarından alınan ve balı süzüldükten sonra kalan petekleri vardır. O petekleri arı kendisi yapar, onları eritirsiniz ve eskiden ayakkabı yapımında kullanılan sicimlerin ıslanıp da kokmaması için sicimleri balmumu ile kaplarlardı. Meğer heykel yapımındaki balmumu o değilmiş. İngilizcesi wax. Halbuki petrolden yapılan ve çeşitli kimyasallar katılan değişik tipleri var. Parafinler. Derken bunu öğrendik ve hakikaten yapmaya başladım; baktım ki oluyor.

Atatürk’ün İlk Balmumu Heykelini Anıtkabir için yaptım

Bir yandan Rektörlük yapıyorum, bir yandan Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kurdum. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin atölyelerinde merdiven altında kendime de bir yer yaptım sırf bu denemeleri yapmak için. Kaş, saç, bıyık, kirpik dikeceksiniz. Ben onları naylon peruklardan alıp yapmaya başladım ama baktım dökülüyor. Meğer hakiki saç olması lazımmış. Deneye deneye öğrendik hepsini. Sonra gerçek saç aramaya başladık. Şimdiki gibi gerçek insan saçından yapılmış peruk bulmak çok zor. Köylü kadınlardan buluyorduk. Çok uzun saçları olanlar kesiyorlar ve bazı berberler alıyordu. Gözü Almanya’da yaptırıyorduk; camdan yapılıyor. Biz işi ilerlettik. İlk Atatürk’ün balmumu heykelini Anıtkabir Derneği benden istemişti. Ayakta bir Atatürk balmumu heykeli yaptım ve açılışında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapmıştı, Sabiha Gökçen de gelmişti. Ben bunu yaparken başka birtakım istekler de oldu. Kayseri’den istek geldi Atatürk Müzesi için; oraya da yaptım. Akşehir’den Sakarya Meydan Muharebesi’nin bir karargâhı için bir İsmet İnönü balmumu heykeli istediler, onu yaptım.

Prof. Dr. Yılma Büyükerşen | Eskişehir Balmumu Müzesi (19)
Prof. Dr. Yılma Büyükerşen | Eskişehir’in Yılmaz Hocası iyi ki var

Heykelini yaparken Atatürk’ün fotoğraflarından mı esinleniyorsunuz?

Ölçüler birebir Atatürk’ün öçüleri

Atatürk’ün vefatının ardından Dolmabahçe Sarayı’nda çene bağı ile bağlanmış vaziyetteyken bir yüz maskını alıyorlar. O, Çankaya Köşkü’nde bir çelik kasada kadife bir kutunun içerisinde saklanıyordu. Onun Çankaya Köşkü’nde olduğunu Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı döneminde haber aldım. Haber alınca gittim rica ettim. Dedim ki “Görebilir miyim?”. Çankaya Köşkü’nün yönetiminde görevli bir Tümgeneral kasayı açarak bana gösterdi. Gösterince ben ölçülerini aldım aynen. Tabi hasta iken zayıflamış ama şakak ve elmacık kemikleri, çene kemiği… Fakat ağzından protezini almışlar; o nedenle çene basık. O ölçüleri aldıktan sonra onun aynısını yaparken ‘Diş yükseklikleri ne kadar olur?’ diyerek diş hekimi dostlarımdan öğrendim ve o çene basıklığını o derece açtım. Ölçüler birebir Atatürk’ün ölçüleri. Tabi zayıflamış hali. Onu da ‘Bir insan ne kadar zayıflayabilir?’ diyerek anatomi hocalarının yardımıyla üzerine ilave etmek suretiyle fotoğraflarının birebirine yakın bir ölçü elde ettik.

Sonra Kültür Bakanlığı, Anıtkabir’in bodrum katında bir Kurtuluş Savaşı Müzesi yapmak istedi. Ve bunu görev olarak o dönemki Kültür Müdürü’ne veriyorlar. Müzede Atatürk’ün balmumu heykeli de olsun isteniyor. O dönemki Güzel Sanatlar Genel Müdürü, Ruslar ile anlaşıyor. Yaptırıyor ama pek benzemiyor. Nasıl olduysa Cengizhan’a benzeyen bir tip ortaya çıkıyor. Genelkurmay da onu beğenmiyor. Bu arada olay döndü dolaştı tekrar bana geldi. “Sen bu müzeyi yap.” denildi. Savaş sahneleri çok güzel ama Atatürk’ün masa başında oturan ve iki eli de masa üzerinde duran Atatürk’e benzemeyen bir balmumu heykeli yapmış Ruslar. Ve ben onu yeniden yaptım.

Mustafa Kemal Atatürk | Eskişehir Balmumu Müzesi
Mustafa Kemal Atatürk | Eskişehir’in Yılmaz Hocası iyi ki var
Madam Tussaud’daki Atatürk’e benzemeyen heykeli Koç Ailesi değiştirdi

Birkaç yıl sonra ben Belediye Başkanı’yım; bir telefon geldi. Telefon eden rahmetli Mustafa Koç. Bu arada ben öncesinde rahmetli Vehbi Koç’un da bir büstünü yapmıştım. Mustafa Koç’un söylediği şuydu; Orgeneral İbrahim Fırtına, Hava Kuvvetleri Komutanı olmadan evvel Harp Akademileri’nde komutan. Mustafa Koç ile bazen golf oynarlarmış. İbrahim Fırtına, daha evvel Eskişehir’de Garnizon Komutanı idi ve benim heykel çalışmalarımı biliyordu. Sohbet ederlerken bir ara konu, Londra’daki Madam Tussaud Müzesi’nde bulunan Atatürk’ün balmumu heykeline gelmiş ve İbrahim Fırtına, “O müzedeki heykeli değiştirtin. Milyonlarca kişi ziyaret ediyor ve yanlış Atatürk imajıyla ayrılıyor. Bunu siz yaptırabilirsiniz.” diyor. Bunun üzerine Mustafa Koç, bu konuyu konuşmak üzere BEKO Genel Müdürü’nü Londra’ya gönderiyor. O tarihte de Madam Tussaud bir şirket ve Araplar satın almış. Arap yöneticilerle konuşuluyor ve Euro olarak büyük bir para istiyorlar. “Heykeli değiştiririz ama paranın yarısını da peşin alırız.” diyorlar. Koç Ailesi de “Parasını verelim, orada bulunan Atatürk’e benzemeyen heykeli değiştirelim.” diyor ama bir endişeye kapılıyor; ‘Ya yine benzemezse’ diye. Sonra aile, “Heykel konusunda Yılmaz Hoca’nın bilirkişi olmasını şart koşun.” diyor. Ve bana telefon ettiler, birkaç senelik Belediye Başkanı idim. Ben de bilirkişi olmayı kabul ettim ama “Londra’da heykeli kim yapacaksa İngilizce olan Lord Kinross’un Atatürk kitabını okusun. Atatürk hakkında bilgi edinsin. Hayâlinde Atatürk’ü geliştirsin. Sonra onu alın Ankara’ya götürün, Anıtkabir’i gezsin. Oradan da Eskişehir’e uğrayın ve ben ona elimdeki fotoğraflardan hangisini esas alacağını vereyim kendisine.” dedim ve aynen oldu bu. Yanıma geldiklerinde elimdeki bir balmumu Atatürk çalışmasını da gösterdim. Heykeltıraş bu balmumu heykeli yanında götürmek istedi ben de verdim. Aradan 20 gün kadar geçtikten sonra Mustafa Koç’a telefon ederek “Hoca da gelip benimle çalışabilir mi?” diye sormuş. Ama yalnız baş kısmının yapımı bir buçuk ay sürer. Biliyorum ki heykel yapılırken üç safhadan geçecek. Ancak bir hafta arayla üç defa, üç safhasında heykelin yapımına katılabileceğimi söyledim. Dediğim zamanlarda giderek heykeltıraşla birlikte çalıştım. Sonunda Atatürk’e çok benzeyen bir balmumu heykel ortaya çıktı. Londra’daki açılışta Mustafa Koç, Türkiye’den basın mensuplarının da olduğu bir heyetle bulundu. Ben ve İbrahim Fırtına da eşlerimizle birlikte açılışına gittik. Daha sonra Anıtkabir için de aynısından bir kopya yaptırdılar.

Sonra Harp Akademileri Komutanı Hasan Aksay Paşa, birisi Kolağası Atatürk, birisi de Mareşal Üniformalı Atatürk olmak üzere iki balmumu heykel istedi. İki adet de onlara yaptım. İş büyümeye başladı. İzmir Karşıyaka Belediyesi Uşakizadeler’in konağını almış ve müze yapacak. O dönemki Belediye Başkanı benden Atatürk, Latife Hanım ve Zübeyde Hanım’ın balmumu heykellerini yapmamı istedi. Ben de bu müze için istenilen balmumu heykelleri yaptım. Aziz Kocaoğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de Atatürk’ü İzmir’e Belkahve’den bakarken betimleyen bir balmumu heykel yaparak armağan ettim.

Bu arada gerek Belediye Başkanı iken gerekse öncesinde dinlenmek ayırdığım zamanlarda yaptığım çalışmalar sonucu baktım ki bir sürü balmumu heykel birikti. Atatürk’ün birçok fotoğrafından esinlenerek yaptığım çok sayıda balmumu heykel oldu. Bunları da bir müze yaparak değerlendirmek istedim. Derken bizim müze çıktı orta yere. Sonra “Türkiye’de meşhur olanların heykellerini de yapalım.” dedik. Siyasetçilerin, sanatçıların heykelleri derken oldu bize Madam Tussaud zenginliğinde bir büyük müze. Ne kadar ünlü şair, gazeteci, tiyatrocu, müzisyen varsa şu an 260’a yakın balmumu heykel oldu. Artık yer yok müzede.

Müzedeki bütün heykelleri siz mi yaptınız?

Evet. Ama ben sadece baş kısımlarını yapıyorum artık. Yanımda asistanlar yetiştirdim. Gövde kısmı zaten heykeltıraşlık istemiyor. Yeter ki elinizde doğru ölçüler olsun. Baş kısmının da saç dikme işlemi çok zaman aldığı için yetiştirdiğim saçları diken bir ekibim var. Almanya’da camdan yaptırdığımız gözleri sonra kendimiz Türkiye’de göz teknisyenlerine yaptırmaya başladık. Dışa bağımlılıktan da kurtulduk.

 

O kadar çok ilgi gördü ki Eskişehir Balmumu Heykeller Müzesi, şimdi; Madam Tussaud çok büyük bir müzedir ve tarihi bir binadadır ve önündeki kaldırımda onlarca metre tente vardır, oluşan kuyrukta insanların yağışlı havadan ve güneşten korunması için derken şimdi bizim binanın önü de ona döndü. Böyle bir şey başlattık, nereden nereye gitti… Şimdi bina yetmiyor.

Müze için yeni bir bina yaptıracak mısınız?

Hayır. Müze açılalı 10 yıl bir zaman geçti. Artık tanınırlığı geçen heykeller de var. Onları yeni yapılanlarla değiştiriyoruz. 

Balmumu heykel yapmaya devam ediyor musunuz?

Birçok kişi yetiştirdim. Ben olmadan da yapabilen sanatçılar var. Büyük bir kısmı da benim kurduğum Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ndeki gençlerden oluşuyor. Ben, en son işlem olan yüz işlemi ve benzerlik kontrolü yapılırken başlarında durup bazen müdahale ederim. Bazen de ben başlayıp bitiririm.

En son yaptığınız balmumu heykeller kimlere ait?

Nobel Ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın henüz heykelini yaptığımdan haberi yok

En son yaptığım heykel Prof. Dr. Ruşen Keleş hoca. Ama ondan evvel yaptıklarım en son Covid aşısını bulan Türk bilim insanları. Onlardan evvel de Nobel Ödülü alan hocamız Aziz Sancar’ın heykelini yaptım. Onun heykeli de bizde. Kendilerinin haberi de yok. Belki Türkiye’ye geldiklerinde ziyaret edip görürler.

Türkiye’de ‘şehircilik’ denildiğinde ‘Eskişehir örneği’ yıllardan bu yana ilk sırada gösteriliyor. Projelerinizi hazırlayıp hayata geçirirken size ilham veren nedir?

Projelerimi ‘ortak akıl’ düsturu ile hazırladım

Belediye Başkanı olarak biliyorsunuz ağabeyiniz Erdoğan Bilenser ile aynı dönemde 1999 yılında seçildik. Aralıksız 24 yıl, 25 sene tamamlanacak. Çeyrek asır aralıksız Belediye Başkanlığı yapmış oluyorum. Belediye Başkanı seçildiğimde 1999’dan bu yana ‘nasıl bir şehir olmalı’ hayalimizi ortaya koyduk. Ben rektörlüğüm sırasında da “2000’li yıllara doğru nasıl bir Eskişehir hayal ediyorsunuz?” sorusuna cevap arattırırdım bütün akademisyenlere. 1 yıl çalışırlar ve ertesi yıl bir seminer düzenlerdim ve anlatırlardı. ‘Ortak akıl’ arayışım böyle başladı benim. Bu çalışmaları da bir kitap haline getirip bastırırdım. Belediye Başkanı olduğumda elimde bu malzemeler ve bu düşünceler vardı. Dolayısıyla başkan olduktan sonra da tekrar bir ‘ortak akıl’ çalışmasını başlattım. Bir de bunu halka soralım, muhtarlar, siyasetçiler, toplumun bütün kesimlerinden insanlar katılsın. Ayda en az 3’er gün olmak üzere birkaç ay tekrarladık bu ortak akıl toplantılarını. Sonra baktık ki, akademisyenlerle halkın istekleri çakışıyor. Dedik ki “Aklın yolu birdir.” Ben, projelerimi onun üzerine hazırlamaya başladım.

Prof. Dr. Ruşen Keleş’in de heykelini yaptınız. Bir kent bilimci, yerel yönetimler konusunda çok önemli bir bilim insanı olan Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Ödülleri Seçici Kurul Başkanı aynı zamanda da Özelkalem Dergisi Yayın Kurulu Üyesi olan çok değerli hocamız Prof. Dr. Ruşen Keleş için neler söylemek istersiniz?

itiraf etmeliyim ki, Ruşen Keleş Hoca’ya borçluyum

 Şimdi artık şehircilik konusunda çok tecrübeliyim ama itiraf etmek durumundayım; hattâ bunu itiraf etmek için borçluyum bir anlamda. Bulabildiğim konuyla ilgili bütün kitapları da okudum ve bunların arasında Prof. Dr. Ruşen Keleş hocanın da kitapları var. Avrupa Birliği Konseyi’ndeki görevim sırasında Ruşen Keleş hoca ile tanıştım. Ruşen Keleş hoca, şehircilik konusunda Avrupa Konseyi’nin Türkiye’den seçtiği ‘tarafsız gözlemci’ idi. Sonra Strasbourg’taki toplantılar sırasında dost olduk kendisiyle. Daha sonra kendisi beni Avrupa Konseyi’nin Yunanistan’da yapılan toplantılarına da davet ettirdi. Ruşen hoca ile beraber çeşitli konferanslara katıldık ve dostluğumuz pekişti. Ben sadece onun yazdığı kitaplardan yararlanmak değil, aynı zamanda onunla yaptığımız sohbetlerden de şehircilik konusunda bazı kıstasları edindim. Ben de akademisyendim ama o belediyecilik ve şehircilik konularında araştırmaları ve somut görüşleri olan şehircilik konusunda çok değerli bir bilim insanı.

Prof. Dr. Ruşen Keleş | Erengül Bilenser
Prof. Dr. Ruşen Keleş | Erengül Bilenser | Eskişehir’in Yılmaz Hocası iyi ki var

Siz aynı zamanda açık hava heykelleri de yapıyorsunuz. Heykel ve kent estetiği konusunda neler söylemek istersiniz?

Eskişehir artık turistik bir şehir oldu. Bursa’dan bile bize turist geliyor. Biz göreve geldiğimizde 4 tane oteli vardı Eskişehir’in. Şimdi 100’den fazla aralarında 5 yıldızlı olanlar da dahil oteli oldu. Batı ülkelerine ziyarete giden kim olursa olsun nerede fotoğraf çektirir? Ya tarihi ünlü bir binanın önün de ya Eifel Kulesi önünde ya da heykellerin önünde çektirir. Brüksel’de bir binanın köşesinde işeyen bir çocuk heykeli vardır; 50-60 santim ebatlarında. Dünyanın en ünlü heykellerindendir.

Eğitim amaçlı yaptığım ‘Çekirdek çitleyen eşek heykeli’ şimdi turistik heykel oldu

Dünyanın gidebildiğim tüm ülkelerinde anıt veya kent mobilyası olarak objeler gördüm. Bizim kentimizde bavul üzerinde horoz olan bir köylü heykeli vardır, bankta dedikodu yapan kadınlar heykeli vardır. Eskişehir’in en eski gazetesi Sakarya Gazetesi’nin binasının karşısına da bankta gazete okuyan bir emekli heykeli yaptık. Porsuk’un kenarında bacaklarının arasında bir köpek, elinde bir olta olan; olta kovaya gidiyor, kovanın içinde de balık olan dilenci heykeli var. Mesela bu heykelin altında “Allah rızası için Posuk’u kirletmeyelim.” yazan, ‘Yoksa kovadan balık tutmak zorunda kalacağız’ anlamını içeren bir uyarı yer alıyor. Porsuk kıyılarındaki yeşil alanlarda çekirdek yenir ve yerlere atılır, her yer çekirdek kabuğu olur. Anlatamadım ve ben bu alışkanlıktan vazgeçirmek için çekirdek çitleyen bir eşek heykeli yaparak onların çekirdek çitlediği karşı sahile koydum. Şimdi yok, çekirdek çitlenip kabukları yere atılmıyor. Eğitim amaçlı yaptığım o heykel şimdi turistik heykel oldu. Şimdi onun yanında fotoğraf çektirip onun hikayesini anlatıyorlar. İki ana bulvarın arasında 800 metre uzunluğunda bir barlar sokağımız var. Onun girişine bir banko koyduk, tam sokağa bakıyor. Yatmış elinde içki şişesi olan sızmış bir sarhoş heykeli yaptık. Altında “Şişede durduğu gibi durmaz.” yazıyor.

Birçok kentte meydanlarda kavşaklarda heykeller görüyoruz. Türkiye’de kentlerdeki heykelleri nasıl buluyorsunuz?

Heykel konusu, benim Eskişehir’de yaptığım işlerle beraber diğer şehirlere sıçradı. Sıçradı ama tabi heykel yaptıracak olan adamın da belli bir vizyonunun ve kültürünün olması lazım. Heykel nereye, nasıl dikilir? Ne olması lazım? Ben önce klasik heykellerle başladım işe. Yani ‘Bu ne heykeli?’ diye sormasınlar; kadınsa kadın, erkekse erkek, aslansa aslan… Sonra yavaş yavaş Güzel Sanatlar’da okuyan çocukları teşvik ederek, ücret de vererek onların yaptıkları heykellerden beğenilenlerini getirdim koydum. Amorflardan modernlere doğru geçiş başladı.

Eskişehir’in Yılmaz Hocası İyi ki var..

Özelkalem Yerel Yönetim Ağı

►Özelkalem Dergisi’ni oku :  https://www.ozelkalem.com.tr/ozelkalem-dergisi/ozelkalem-dergisi/

►Abone ol.: https://www.ozelkalem.com.tr/abonelik/

Özelkalem Tv.  İzle Türkiye!

►Abone ol: http://www.youtube.com/c/Özelkalemtv

►Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Ödülleri :   https://yerelyonetimodulleri.com.tr/

►Güzel Bir Türkiye: http://guzelbirturkiye.com/

Sosyal medyada bizi takip edin:

►Instagram: https://www.instagram.com/ozelkalemde…

►Twitter: https://twitter.com/ozelkalemdergi

►Facebook: https://www.facebook.com/ozelkalemdergi

►Güzel Bir Türkiye Instagram: https://www.instagram.com/guzelbirtur

Erengül Bilenser  | Özelkalem Yerel Yönetim Ağı Kurucusu

►Instagram: https://www.instagram.com/erengulbile

►Twitter: https://twitter.com/ebilenser

►Linkedin: https://www.linkedin.com/in/erengul-b

►erengulbilenser@epr.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

BENZER HABERLER

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu yazınız
Adınızı giriniz

En popüler Haberler

Son Yorumlar

Abdullah ŞENER Açık Kent yazıncısı olmak
Abdullah sahlebci Açık Origami ile kağıttan mucizeler
Araç çubuğuna atla