Özel Kalem

Türk ve Rum kültürünün iç içe yaşadığı Gökçeada, sakin şehir anlamına gelen ‘Cittaslow’ ağı kapsamına dahil oldu.

Çorak topraklarda bereket tanrısı olarak adlandırılan Imbrasos’un bolluk diyarı olarak bilinen İmroz, bugünkü adıyla Gökçeada, Homeros‘un İlyada Destanı’nda deniz tanrısı Poseidon’un adası olarak geçiyor. Çanakkale’ye bağlı ada, turizmin yanı sıra zeytincilik, arıcılık, bağcılık, balıkçılık ve organik tarım ile öne çıkıyor. Türk ve Rum kültürünün iç içe yaşadığı Gökçeada, sakin şehir anlamına gelen ‘Cittaslow’ ağı kapsamına dahil oldu.

Avrupa’da başta İtalya olmak üzere Avusturya, Danimarka,Almanya, Hollanda, Norveç, Polonya, İspanya, İsveç ve İngiltere ile Güney Kore ve Avustralya gibi 25 ülkeden 150 küçük nüfuslu kentin üyesi olduğu ‘Sakin Şehirler’ örgütlenmesine Türkiye’den katılan yerleşim yerlerinden bir tanesi de hırçın dalgaların arasında kalan Gökçeada. Hazırlık çalışmaları 2006 yılında başlayan Sakin Şehir Projesi, 2011 yılında tamamlandı. Gökçeada,  Uluslararası Cittaslow Merkezi tarafından “sakin şehir” olarak kabul edildi. Gökçeada, özgün coğrafi konumu ve doğal kaynaklarıyla, önemli tarım ve turizm potansiyeline sahip olan Türkiye’nin en büyük adası. Adada en önemli ekonomik faaliyetler; organik tarım, agro-turizm ve gastro-turizmi. Adada hayvancılık, bal, zeytin, zeytinyağı ve şarap üretimi organik yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Adanın en önemli özelliği, Müslüman ve Ortodoks olan iki farklı kültürel yapının bir arada ve dostça yaşaması.

“İlk sakin şehir olan ada”

Gökçeada Belediyesi eski başkanı Yücel Atalay, Cittaslow Gökçeada Temsilcisi Prof. Dr. Rıdvan Yurtseven ile birlikte, Cittaslow Genel Sekreteri Pier Giorgio Oliveti’ye 52 maddeden oluşan “Cittaslow” kriterlerine ilişkin dosyayı sunduklarını söyledi. Atalay, sundukları kriterlerin kabul edilerek adanın “sakin şehir“unvanını aldıklarını ifade etti. Atalay, Cittaslow ağına ada anlamında giren tek yerin Gökçeada olduğunu söyledi. Atalay, bu ağın amacının, şehirlerin doğasını ve geleneklerini koruyarak, onların devam ettirilmesi felsefesi olduğunu dile getirdi. Atalay, bu felsefenin içine kendilerinin de dahil olduğunu ve bundan mutluluk duyduklarını ifade etti. Başkan Atalay, “Mesela enerji kullanımının doğal yollardan elde edilmesi, doğaya zarar vermeyen teknolojinin kullanılması felsefesi ön görülmektedir. Sakin şehir ağına dahil olmak, ada turizminin gelişmesi açısından ayrı bir önem taşıyor. Cittaslow ağında bulunan şehirler, kendi aralarında ekstra bir tanıtım yapmış olacaklar” dedi.

Cittaslow nedir?

İtalyanca’da “sakin şehir” anlamında kullanılan Cittaslow ağı, küreselleşmenin, şehirlerin dokusunu, sakinlerini, yaşam biçimini standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için ortaya çıkmış kentler birliği. Cittaslow,  küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak, dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birlik konumunda.

“Nasıl sakin şehir olunur?

Cittaslow, sadece kentin tarihsel zenginliklerine sahip çıkmayı değil, bilim ve teknolojiyi kent kalkınmasında en yaygın şekilde kullanmayı, yönetime katılımı en geniş ve demokratik formlarda gerçekleştirmeyi, bütün bunları gerçekleştirirken, doğayı ve çevreyi korumayı gerektiriyor.’Sakin şehir’ olabilmek için çevre ve altyapı politikaları,kentsel kalite, yerel üretimi korumak, misafirperverlik ve slow food aktivitelerinin desteklenmesi adı altında yedi başlıktaki 59 kriterin uygulanması gerekiyor.Nüfusun elli binden az olması, geleneksel yapıların korunması, trafiğin azaltılması, yerel ürünlerin kullanılması, yenilenebilir enerji kullanılması, fast food dükkanları yerine yerel yemeklerin sunulduğu restoranların desteklenmesi, eski yapıların restore edilmesi, gürültü kirliliğinin engellenmesi, hava kalitesinin yükseltilmesi, organik ürün üretilmesi, el sanatlarının korunması gerekir.

Facebook Yorumları