Brüksel Kanal Bölgesi, Avrupa’da örnek gösterilen bir dönüşüm yaşıyor.

Kentsel dönüşümlerde en çok sorgulanan konulardan birisi bu dönüşümün o mahallelerde oturanlara etkisidir. Genellikle dengesiz yapılanmış ya da çok eski binalar için uygulanan yenileme işlemi, bu bölgelerde oturanların yaşam tarzlarını değişime zorlayabiliyor. Yani konu sadece yeni binalar yapmak değil.

Brüksel Kanalı, 18. Yüzyılda yapılmış. İki tarafında endüstri kuruluşları yer alıyor. Endüstri bu bölgede olunca da özellikle Afrika ülkelerinden gelen göçmen işçiler ve aileleri bu bölgeye yerleşmiş.

Brüksel Kanal Bölgesi şimdi yeniden yapılandırılıyor. Amaç çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi burayı bir cazibe merkezi haline getirmek. Paris Sen Nehri gibi mesela.. Şimdiden sanat atölyeleri ve ilginç mimaride yapılar çevreyi doldurmuş. Ancak günümüz için küçük sayılabilecek endüstri kuruluşları da kaldırılmamış. Yeni şehircilik anlayışına göre içiçe yaşayan bir şehir inşa ediliyor. Örneğin; çöp yakma tesisleri kanal kenarına yapılan alışveriş merkezinin hemen yanıbaşında yer alıyor. Karşısında yat limanı…

Buradaki gelişmenin toplumsal yapıya etkisini anlamak için
Etiyopya, Zimbabve, Mozambik ve Güney Afrika’dan gelen antropologlar, Leuven Üniversitesi ile işbirliği yaparak Brüksel’deki Kanal Bölgesinin gelişimini inceliyorlar. Çalışma Leuven Üniversitesi öğrencileriyle birlikte yerel halk ve kuruluşlarla konuşarak bu mahallelerde saha araştırması yapmayı ve halkın düşüncelerini anlamayı hedefliyor.

Nihai amaç olarak, kentin içinde yaşayan insanlarıyla beraber uyum içinde dönüşmesi gösteriliyor.

Haber: Yüksel Çilingir – Brüksel

Facebook Yorumları