Hayata baktığınız pencere, zihninizi umutla ve keyifle hüzünlerden dışarı çıkarttığınız kapı aynı. Aslına bakarsanız ikisinin kalbi de sözü de aynı. Hatta kaşı gözü aynı. Mimari özü aynı. Güzel Bir Türkiye sayfalarımızın bu sayıdaki iki benzer kardeşi Göynük ile Ohrid.

Makedonya’nın Ohrid kasabasına gidip de akşamın karanlığında girdiği otelden sabahın ışıklarıyla çıkan birisi, kendisini yanlış yerde zannedebilir. Ohrid’e gidiyorum diye Göynük’e gelmiş zannedebilir. Elbette çok geçerli nedenleri var; bu iki yerin birbirine olan benzerliğinin şaşırtıcı boyutta olması rastlantı değil aslında.

Ohrid, Türklere çok tanıdık gelen mimarisi ve şirinliği ile kendini daha ilk dakikadan sevdiriyor. Ohri Gölü ve ülkenin Osmanlı sınırları içerisinde kaldığı yıllarda inşa edilen büyüleyici Osmanlı evleriyle bütün dünyada tanınıyor. Ohri Gölü kenarında sıralanan bu evler, zamanın onlar inşa edildiği yıllarda durduğunu düşündüren bir hava veriyor.

Sakinliği, elden geldiğince korunmuş görünen tarihi sadeliği, doğası, insanlarının kucaklayıcı sevgisi ile Ohrid, çok huzurlu bir yer. Tabii bu huzurun olmadı zamanlar da yaşamış. Savaşların ortasında kalmış. 1. Murad döneminde Osmanlı tarafından fethedilen şehir, diğer fetihlerin ilerleyişini sağlamak amacıyla bir askeri üs olarak kullanılmış. 18. yüzyılda ticari kimliği ön plana çıkmış. Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı’nın elinden çıkmış ve 1913’te Sırbistan topraklarına katılmış.

Günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan şehir ve Ohri Gölü, muhteşem doğasıyla da çok etkileyici. Hükümetin koruma amaçlı stratejilerinin yerel yönetimin zaman zaman usulsüz inşaat izni vermesi gibi sıkıntılar, Ohri’deki yerli halkın hep gündeminde. Ohrid’e ikiz kardeşi kadar benzeyen Göynük’e gitmeyenleriniz, orayı henüz görmeyenleriniz varsa en yakın zamanda bir fırsat yaratıp bu yolculuğa çıkmalı. Bolu’nun güneybatısında bulunan Göynük, iki tepe arasında kalan vadiye kurulmuş klasik bir Osmanlı yerleşimi. İlk yerleşimin MÖ 8. yüzyıla dayandığı ilçenin bilinen ilk adları Koinon ve Gallicanon. O dönemde buraya Bithynialılar yerleşmiş. Birçok medeniyetin geçiş yolu olmuş. Göynük özellikle de Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesine ev sahipliği yapmasıyla ve Zafer Kulesi’yle meşhur. Akşemseddin, Göynük’ten geçerken çok beğeniyor ve ölümüne kadar bu huzurlu ilçede yaşıyor. Huzurlu haliyle Akşemseddin’i o kadar etkileyen Göynük’ün bu yıl Sakin Şehirler Listesi’ne dahil olması da bambaşka bir anlam taşıyor tabii.

Facebook Yorumları
İnceleyin:  'Mobil İşlem Noktası' ile kuyruk yoğunluğu azaltılacak