Ana SayfaDergi HaberYerel Seçimler Yaklaşırken

Yerel Seçimler Yaklaşırken

Yerel Seçimler Yaklaşırken

2019 yılının mart ayı sonlarında ülkede yerel seçimler yapılacak. Bütün seçimler hem adaylar, hem siyasal partiler, hem de halkın kendisi için önemli ve heyecan vericidir. Çünkü, bilindiği gibi, yerel yönetimler siyasal yaşamın vazgeçilmez öğeleridir. Yerel yönetimler düzeyinde demokratik kuralların sağlıklı bir biçimde geçerli kılınması, demokratikleşme yolunda ülke çapında başarılı adımlar atılmasının da yolunu açar.

Seçimler ister yerel, isterse genel düzeyde olsun, demokrasinin genel kurallarına uygunluğun sağlanmasında ön koşul, demokrasinin itici gücü olan halk yığınlarının yurttaşlık ve demokrasi bilincinin, kültür düzeyinin yeterince yükselmiş olmasıdır. Bu nedenledir ki, ülke çapında demokratik rejimi ayakta tutacak ve gelişmesine olanak verecek bir demokrasi kültürü gelişmedikçe, yerel yönetimler düzeyinde bu çarkı demokratik bir biçimde çevirmeye olanak yoktur. Bu gözlemin tersi de doğrudur. Şöyle ki, geçmişte, bir siyasal parti önderi, ülke koşullarını çok da hesaba katmadan, yerel seçim sonuçlarını değerlendirirken, “yerel yönetimlerde iktidar olduk” demişti. Oysa, Türkiye koşullarında, her iki düzeydeki demokratik mekanizmalar gereği gibi işlemediği sürece, yerel yönetim seçimlerini belediyelerin büyük çoğunluğunda kazanmış olan bir siyasal partinin bile, “yerel düzeyde iktidara geldiğini” öne sürmesi hatalı bir değerlendirme olur. Yerel yönetimlerin, üzerinde hukuksal ve fiili  vesayetin bütün ağırlığı ile sürdüğü, akçalı yönden büyük ölçüde merkezi yönetime bağımlı olduğu ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerde yer alan “yerel özerklik” kurallarına ya çekince konmuş ya da fiilen uyulmadığı bir ülkede, hiç kuşkusuz, ne yerel yönetimlerin özerkliğinden; ne de yerel düzeyde bir siyasal partinin “iktidar olmasından” söz edilebilir.

Rahmetli meslektaşım Turan Güneş, 12 Eylül darbesinin ardından yayımlanan “Araba Devrilince” başlıklı yapıtında, demokrasinin bir Akdeniz ürünü olan zeytin ağacına benzediğini ve dünya coğrafyasında yalnız belli enlemlerde yetiştirilebildiğini haklı olarak öne sürmüştür. Yerel demokrasi de bu gözlemin istisnası sayılmaz. Eğer o ürünü yetiştirecek kültür ortamını oluşturmayı hakkıyla başarabilmiş değilseniz, demokrasinin ne kendinden ne de yerelinden söz etmek anlamlı olmaz. İlk belediyenin kuruluşu üzerinden 170 yıl geçtikten sonra bile, belediyeciliğimizin hâlâ “emeklemekte olan bir bebek” görünümünde olması, bu durumun, kimi yerel hizmetleri sunmaya çalışmanın ötesinde, yerel demokrasiyi ayakta tutabilecek kuralların egemen olduğu bir demokratik kültür ve bilinç düzeyine yakınlık ve uzaklıkla ilgisi kuşku götürmez. 

Bu genel değerlendirme çerçevesinde, yaklaşan seçimlerde görev almayı düşünenlere ve bağlı oldukları siyasal partilere, üzerinde düşünmelerinde yarar olduğuna inandığım bazı soruların yöneltilmesi gerektiğini düşünüyorum:

  1. Yerel yönetimlerimizin, birer anayasal kurum olarak, yerel kamu hizmetlerinin üretilip sunulmasındaki başarı düzeylerini ne gibi etmenler etkilemektedir?
  2. Yerel yönetimlerin, yerel halkın karar süreçlerine katılması konusundaki tavırları ve yaklaşımları nasıldır?
  3. Yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasındaki yönetsel, mali, siyasal ve etik ilişkileri düzenleyen kurallara uyuluyor mu?
  4. Yerel demokrasi çarkının döndürülmesinde, siyasal partilerin olumlu ya da olumsuz etkileri var mıdır? Özellikle siyasal partilerin ve adayların, seçmenin değerlendirmesine sunacakları hizmetlerle ilgili proje ve önerileri nelerdir?
  5. Türkiye’deki yerel yönetimler, çağdaş demokratik ülkelerde uygulanmakta olan ve Türkiye’nin de üyesi ya da üye adayı olduğu uluslararası kuruluşların yerel demokrasi konusunda savundukları değerlere ne ölçüde sahip çıkmaktadır?
  6. Halk, yerel yönetimlerin türlü organlarında görev almış olanların eylemleri, işlemleri ve kararlarına tepkisel bir tavır alma ihtiyacı duyduğunda, bu tavrını yetkililere serbestçe yansıtma şansına sahip midir? Bu tavrını hangi yöntemlerle anlatma şansına sahiptir?

Prof. Dr. Ruşen Keleş Özgeçmiş

Prof. Dr. Ruşen Keleş, 1932’de Trabzon’un Araklı ilçesinde doğdu. Trabzon Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) giriş sınavını kazanarak Mülkiye öğrencisi oldu. Öğrencilik döneminde Milli Türk Talebe Federasyonu altında, Cumhuriyetçi, Kemalist ve barışçıl öğrenci hareketleri içinde yer aldı. 1954’te SBF’nin şimdiki “Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü”nün karşılığı olan “İdari Şube”den mezun oldu. Kaymakamlık stajı yapmak üzere Edirne Valiliği İl Maiyet Memurluğu’na atandı; aynı görevi İstanbul Valiliği’nde sürdürdü. Daha sonra Kısıklı’da bucak müdürlüğü, İstanbul’un Fatih ve Bursa’nın Keleş ilçelerinde kaymakam vekilliği görevlerini üstlendi.

 

1956’da SBF’de Şehircilik Kürsüsü (bugünkü adıyla “Kentleşme ve Çevre Sorunları Anabilim Dalı”) asistanı oldu. Asistanlığı sırasında, sınavlarını vererek Hukuk Fakültesi diploması ve ardından avukatlık stajını da tamamlayarak avukatlık ruhsatı aldı.

 

SBF ile New York Üniversitesi arasındaki işbirliği ve değişim programı çerçevesinde, 1937 yılının sonunda ABD’ye gönderildi. ABD’deki ikinci yılını MIT’de doktora tezi üzerindeki çalışmalarla geçirdi. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından, ABD’de daha uzun kalma önerilerine karşın yurda dönmeyi yeğledi. 1961’de doktorasını tamamladı. 1965’te doçent oldu ve fakültede “Mahalli idareler Tatbikatı” derslerini vermeye başladı. Beş yıl süreyle bu dersi ve doktora düzeyinde “Bölge Planlaması” derslerini yürüttü. Prof. Fehmi Yavuz ile Kentleşme Politikası (Şehircilik) derslerinin yükünü paylaştı. 1968-70 yılları arasında, Fulbright’ın desteği ile konuk öğretim üyesi olarak California Üniversitesi’nin UCLA ve Berkeley yerleşkelerinde, Institute of Public Affairs ve Department of City and Regional Planning’de geçirdi.

Ankara Üniversitesi Senatosu tarafından Şubat 1971’de profesörlüğe yükseltildi.12 Mart 1971’de gerçekleşen askerî müdahalenin ardından yönetime gelen hükümetin kendisine önerdiği “İmar ve İskân Bakanlığı” görevini reddetti. 1984’te Sadi Irmak Hükümeti’nin; daha sonraları Bülent Ecevit’in yaptığı milletvekilliği, belediye başkanlığı da dâhil benzer önerileri reddederek siyasetin uzağında kalmayı yeğledi.

1971-75 yılları arasında SBF Dekanlığı görevini yürüttü. 1976-77’de Harvard Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi’nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. 1981’de Japon Vakfı’nın çağrılısı olarak Tokyo’da, International Christian University Institute of Social Sciences’ta dersler ve konferanslar verdi. 1987 yılında da Japonya’da bir yıl süreyle, Institute of Developing Economies’de konuk araştırmacı olarak görev yaptı.

1976-83 yılları arasında Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 1986’dan itibaren, kurucularından ve mütevelli kurulu üyelerinden olduğu Uluslararası Biyopolitika Vakfı’nın Yunanistan, Türkiye ve başka ülkelerdeki çalışmalarına aktif olarak katıldı. O çerçevede yaptığı yayınlar ve etkinlikler nedeniyle, 1993 yılında Abdi İpekçi Özel Barış Ödülü’nü aldı. Aynı yıl, Japon İmparatorluğu Altın Işıklar Nişanı ile ödüllendirildi.

1979-1989 yılları arasında. Birleşmiş Milletler Türk Demeği’nin başkanlığını yaptı. Belediyecilik, kooperatifçilik ve çevrecilik hareketlerinin, saygın meslek kuruluşlarının ve gönüllü örgütlerin danışma kurullarında görev yaptı. 25 yıla yakın süren Konutbirlik Danışma Kurulu Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Birliği, Türkkent Danışma Kurulu üyelikleri görevlerini yürüttü.

Ankara Üniversitesi Çevre Araştırmaları Merkezi’nin ilk müdürü olarak bu görevini 1999’a kadar sürdürdü. Şehircilik Kürsüsü Başkanlığı ve Ernst Reuter Araştırma Merkezi Müdürlüğü gibi görevleri de emekliye ayrıldığı 1999 yılı sonuna kadar sürdü. 1998’den bu yana, KKTC’de Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde, İşletme ve Ekonomi, Hukuk ve Mimarlık Fakültelerinde dersler vermektedir.

Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulan ve Yerel Yönelimler Özerklik Şartı’nın uygulanmasını izlemekle görevli Bağımsız Uzmanlar Kurulu’nda 1994’te aldığı görevini sürdürmektedir. Azerbaycan’ın Avrupa Konseyi üyeliğine kabul edilmesinde etkili oldu. Avrupa Yerel Yönetimler Derneği’nin kurucularındandır. Dernek adına 1998’de HABİTAT’ın yürüttüğü, Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı taslağının hazırlanması sürecinde de görev aldı ve Derneği Nairobi’de (Kenya) temsil etti. 1970-2000 yılları arasında, BM HABİTAT Merkezi’ne, azgelişmiş ülkelerde kentleşme ve konut sorunları üzerine inceleme ve araştırma yazanakları sundu. “Ortadoğu Ülkelerinde Kentsel Gelişme İçin Örgütlenme” yazanağını hazırlarken, BM danışmanı olarak Ürdün, Irak ve Kuveyt’in kimi kentlerine görev gezileri yaptı. Ayrıca, 1998-2003 yılları arasında, BM Dünya Çevre İzlencesi’ne bağlı olarak Barselona Sözleşmesi çerçevesinde oluşturulmuş olan Split (Hırvatistan) ve Sophia Antipolis (Fransa) kentlerindeki araştırma merkezlerinin çalışmalarına kent yönetimi danışmanı olarak katıldı.

Prof. DR. Ruşen Keleş

Özelkalem Dergisi Danışma Kurulu Başkanı

Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Ödülleri Seçici Kurul Başkanı

BENZER HABERLER

Yanıtla

Lütfen yorumunuzu yazınız
Adınızı giriniz

En popüler Haberler

Son Yorumlar

Abdullah ŞENER on Kent yazıncısı olmak
Abdullah sahlebci on Origami ile kağıttan mucizeler